- 14 Ocak 2026 - Sana Ne… Bana Ne?
- 22 Aralik 2025 - BATMAN’IN PETROL HAFIZASI TOZLU RAFLARDA MI KALACAK?
- 14 Aralik 2025 - Silvan, Siliva, Meyyafarikin
- 15 Kasim 2025 - Menfaat Bitince Selam da Biter mi?
- 27 Agustos 2025 - ALTIN ÇOCUK
- 06 Agustos 2025 - Güney Penceresi
- 23 Temmuz 2025 - Hayata bir VİRGÜL koyun
- 14 Temmuz 2025 - Övünerek öldürenler, susarak suça ortak olanlar.
- 11 Haziran 2025 - Bir Kolide Umut: Genç Girişimci Ömer’in Hayat Mücadelesi
- 30 Ekim 2024 - BİZİ ALDATMA! ALDATAN BİZDEN DEĞİLDİR.
- 20 Ocak 2024 - KAN'A DEĞER KATMAK
MUHYEDDİN BEYCAN
“BİR AFERİN UĞRUNA BOKA ATLADIM”
Vakti zamanında bir köylü ile aramda geçen bir konuşma…
Yazın sıcağında, gölgelik bir yerde muhabbet ediyorduk. Yaşlıların anılarını dinlemeyi severim. Çünkü yaşlı kişi okumamış olsa da hayat tecrübesiyle bizden çok daha ötededir.
Geçmişte köy yerinde çektiği zorlukları anlatıyordu. Unutamadığı bir anıyı anlatmasını istedim.
“Sana ilginç bir şey anlatayım,” dedi.
“Şu anki aklım olsaydı yapmazdım ama hani bir söz var ya; ‘Kişinin aklı olay bittikten sonra başına gelir.’ Benimki de öyle oldu. Her aklıma geldiğinde de gülerim kendime,” dedi.
“Buyur amca, seni dinlerim,” dedim.
Amca anlatmaya başladı:
“Bizim köyün bir ağası vardı. Bölgede tanınan, bilinen bir ağa. Köyün bütün toprakları onundu. Biz köylüler için ağanın gözüne girmek çok önemliydi. Ben daha genç bir delikanlıydım.
Bir gün ağanın yaveri geldi, ‘Ağa çağırıyor,’ dedi. İçimde bir endişe, bir korku oldu. ‘Ağam beni neden çağırsın? Ne yaptım ki?’ diye düşündüm.
Gittim, ağanın evine vardım. Ağam beni görünce, ‘Ömer’im,’ dedi. İsmimin sonuna ‘-im’ ekiyle hitap edince endişem ve korkum gitti. Yerine bir sevinç geldi.
‘Buyur ağam,’ dedim.
Ağa, ‘Tabancam çukura düştü, çıkar,’ dedi. Meğer def-i hacetini giderirken tabancası tuvalet çukuruna düşmüş.
‘Emredersin ağam,’ dedim.
Üstümü çıkardım, tuvalet çukuruna indim. Boğazıma kadar b*ka girmiştim. Ayağımla tabancayı aradım, buldum. Nefesimi tuttum, yavaşça eğildim ve boka daldım. Tabancayı elimle kavradım.
Sonra çukurdan çıktım. Tabancayı yıkadım, kuruladım, ağama verdim. ‘Buyur ağam,’ dedim.
Kendimi temizlemek için köyün yanından geçen çaya gittim. Yıkandım, arındım sandım ama olmadı… Günlerce o b*k kokusu üstümden çıkmadı. Aradan on yıllar geçti ama o gün hâlâ aklımda. Her aklıma geldiğinde de kendime gülerim. Aklımdan çıkmadığına göre hâlâ o koku üstümde duruyor demektir.”
“Niye yaptın?” dedim.
“Ağa emrettiyse yapacaksın. Yoksa sana yer yok,” dedi.
“Ağanın aferini için mi?” dedim.
“Evet sen bilmezsin… Ağanın aferinin ne kadar tatlı olduğunu. Ağa ne zaman isterse köylüyü yine bok çukuruna koyabilirdi. Köylü de bir aferin, birkaç gün ağanın gözüne girmek için hiç düşünmeden yine dalardı o çukura. Ve bu, ağanın umurunda bile olmazdı.”
Amca bunları anlatırken gülüyordu.
“Bugün olsa yapmazdım. O zamanın şartları öyleydi. Bir aferin uğruna boka atladım. Siz siz olun, başkasının aferini için unutamayacağınız şeyleri yapmayın.”
Gelelim kıssadan hisseye:
Ağaların senden istediği her şeyi yaparsan, istedikleri zaman seni bok çukuruna atar. Bok çukuruna girmek istemiyorsan, her istenileni yapmayacaksın.




Henüz Yorum yok